Make your own free website on Tripod.com

Uzaklardan Bir Ses Duyuyorum ve O Ses Sevdiklerimin Kalbinden Geliyor...

AILEM'e.. -------@

Home
& Bir __DUYGU__ Sarkisi &
E-Mail Adresleri
Yahya Kaptan Anadolu Lisesi (Simdi Bir Hayal Sehrinde)
Siyah Beyaz Bir Sayfa
Dostlarim...
BiR MASALIN YIRTILMIS BiR SAYFASI
Ama Yine De...
AILEM'e.. -------@

Hayallerimle lades tutuştum, özlemlerimle tutuştum... Herşey aklımda,herşeyin aklımda...

       Zil çaldı. Sümüklerini kollarına silerek mavi önlüğünü eskiten bir çocuk, elinde boşalan beslenme çantası ile hayaline, annesine doğru koşuyor. Çünkü eve geldiğinde onu bekleyen ve onun için hazılanmış bir hediye paketi var. O paketin içinde bir anne öpücüğü gizli. Koşuşturması, kan ter içinde kalmasının tek nedeni bu...Kapı açılacak ve her akşamki gibi annesinin hazırladığı o hediye yanaklarına konacak. "Hoşgeldin annesinin yavrusu..."

       Sandığın alt gözünde patiklerimi buldum, yanında da emziğim duruyordu. Üzerinde bir bebek kokusu ve ben bu kokuyu bir yerlerden hatırlıyordum. Zaman; sadece kişinin fiziksel boyutlarını, zeka düzeyini değiştirmiyor, aynı zamanda kokusunu da değiştirebiliyordu. Atletim şimdi koklanacak gibi değil...

       Babamın anneme gönderdiği ilk mektup, benim kaderime yazılan ilk yazıydı. Annemin hesabına hep özlemler çıktı.25 yıl önce babamın tattırdığı özlemin yerinde şimdi ben vardım ve annemin gözlerine yaş olarak birikmeye başlamıştım. Ağlarken ben dökülüyordum gözlerinden ve hala farkında olmadan damla damla dökülüyorum...

       5 yaşında iki tekerlekli bisiklete ilk bindiğim çocukluğumun o anının temiz bir heyecanı ve düşüşümdeki o acının kalbime verdiği sızılarını hissediyorum. Benim yaralarım tükürükle iyileşti ya da ben öyle zannediyorum. Hoca akşam ezanı için "Allahuekber" dediği anda ben evde oluyordum. Ezan bitişinde hala evde yoksam, balkondan annemin sesi çınlatıyordu mahalleyi; "Muhammed! Çabuk eve gel!"

       Sınırı olmayan hayaller kurmayı o zamanlarda öğrenmiştim ben. Abilerim,beni maça her götürdüğünde bir gün futbolcu olacağımı ve mahalledeki çocukların ellerinden tutup maçlarıma götürmeyi hayal ediyordum... 

       Ben hayallerime ilk annemi koymuştum.Bir evimiz olacaktı, tek katlı. Ama annem iki katlı, içten merdivenli istiyordu. Tamam! Değiştiriyorum hayalimin o sahnesini. Bir evimiz olacaktı, iki katlı. İçerisinde merdiven var. Annem, alt katta yemek pişirirken, ben de üst kattan o yemeğin kokusunu alıp aşağıya doğru inecektim. Unuttum dimi, basakmaklar da ahşap bu arada. Ben koşarken merdivenlerden sesler gelecek, annem "oğlum düşeceksin" demeye kalmadan yuvarlanmaya başlıycam ve yarasız kalmayan dizime bir yara daha ekleyecektim. Hayır olmadı! O yemeklere kavuşmalıydım... Merdivenlerden koşarak inerken, anne yüreğiyle "oğlum düşeceksin" diyecek ama ben düşmeden tenceredeki sıcak kurufasulyeye kavuşacak ve kaşıklamaya başlıycaktım. Dilim yanacak ve ben ağzımı açıp anneme üflettirecektim...

       Çocuktum... Fener'in yenildiği maçlar sonrası akan gözyaşlarım da vardı. Sonra birgün bana "büyüdün" dediler. Uzak bir şehre attılar beni. Bir otobüsün elinden tutmuştum. Ailemden, arkadaşlarımdan ayrılıyordum. Şimdi herşeyden uzaktayım, ülkemden de ayrı, sanırım büyüyorum...

       Bazen bu sırrı herkese vermek istiyorum; ben daha çocuğum, büyümedim demek istiyorum.Aslında ne bunu söylemeye ne de herşeyi bırakıp çocukluğuma geri dönmeye cesaret edebiliyorum...

       Her yerde kar var. Annem, üzerime montumu giydirip, başıma da sarı lacivert takkemi takıyor ve özellikle kulaklarımın kapanmasına özen gösteriyor, üşürüm diye, kulaklarım üşümesin diye.. "Atkını da bağladık mı tamam!"   "Ya anne sıkıldım" desem de kaçarı yok, o atkıyı takıcaz. El örmesi yeşil atkımı burnumu kapatıcak derecede bağlıyor. Ellerimde eldivenlerim takılı, kar topu oynamak için Gülşen ablam, Gülten ablam ve Fatma ablam beni bekliyor,boyumu da ölçecekmişiz karda. Bana bakan sadece gözlerimi gözlerimi görüyor, ben de o zaman sadece gözlerimle görebiliyordum.  Kartopu oynuyoruz, yuvarlanıyoruz bembeyaz hayallerde. Gülten ablam bir yandan da baş örtüsü düşmesin diye tek elini başında tutuyor. Fatma ablam da her fırsatta birine kartopu indiriyor. Gülşen ablam yuvarlıyor beni karda. O zamanlar karda açan "siyah gül" üyüm ablalarımın. Sonra topuklarımın üzerinde duruyorum, karların üzerinde de vücudumun izleri var. Gülşen ablam bana bakıp "Yavrucuğum, ne kadar büyümüşsün" diyor. O an bizi balkondan izleyen bir de annem var, neden gelmiyor, bilmiyorum...

       Bir hasret gecesindesin, dertlerin hecesindesin... Bu hayatın, bu şehrin, bu şiirin neresindesin  bilmiyorum ama "aldırma gonul" diyor bir şarkı bak, içinde bir çocuğu saklıyorsun. Daha ne dertlerin buluşma noktası olacaksın, haberin var mı? Yaşaman bir şiir zaten...

                                                                                       13 Eylül 2006 Virginia (A.B.D.)

 

       Bir bayram sabahı.. Uykumdan anneannem uyandırıyor beni. Soğuk suda abdestimi alıyorum. Sanki çeşmeden buzdan daha soğuk bir su akıyor. Yeni olduğu her halinden belli bir pantolonu giyiyorum, üzerime de en güzel kazağımı. Saçlarımı taramayı üşeniyorum,olduğu gibi duruyor başımda,en doğal haliyle. Dışarıdan hoca çağırıyor namaza, kapının önünden babam çağırıyor. Bayramlaşmaların tadıyla bir bayram daha başlıyor. Öpülüyor büyüklerin elleri. Ben; babamın elini öptüğümde kalbim daha farklı bir kimliğe bürünüyor. Elimizde poşetler, şeker topluyoruz ev ev, hepsini yiyemiyeceğimizi biliyoruz aslında.Belki de o an bir geleneğin devam etmesi için çırpınan çocuklardık biz. Poşetlerimiz hiç boş kalmazdı, kalbimiz hiç boş kalmazdı, cebimiz hiç boş kalmazdı o alıştığımız bayram sabahlarında. Bayram yaptığım sabahlarda...

       Şimdi bana gelecek bayramlardan haber ver deseler, ben ülkeme dönüşümden sonraki her günden haber veririm. Ve sanırım o günden sonra gerçek bir deli olabilicem, her günü bayram olan...

       Günler geçmemeye başladı işte. Şafak 12...

                                                                                          9 Eylül 2006 Virginia (A.B.D.)